Sivil Toplum Örgütlerinin Güçlendirilmesi ve Katılımcı Demokrasi
Türkiye'de sivil toplum kuruluşları (STK), aşırı bürokratik denetimler, finansal kaynak yetersizliği, ötekileştirici söylemler ve daralan sivil alan nedeniyle fonksiyonlarını yitirmektedir.
Sorunun Tanımı
Türkiye'de sivil toplum kuruluşları (STK), aşırı bürokratik denetimler, finansal kaynak yetersizliği, ötekileştirici söylemler ve daralan sivil alan nedeniyle fonksiyonlarını yitirmektedir. Vatandaşların STK'lara üyelik ve gönüllülük oranları son derece düşüktür.
Karar vericiler, yasa ve politika yapım süreçlerinde sivil toplumun görüşünü almamakta, bu da toplumsal mutabakattan uzak, uygulanabilirliği düşük politikaların üretilmesine yol açmaktadır.
Bu aksaklıklar birbirinden kopuk şikâyetler değildir. Biri dururken diğeri de yerinde kalır. Kural, kaynak ve gündelik uygulama aynı yöne bakmadıkça iyi niyet sonucu değiştirmez. İnsanlar da kurumlar da aynı dar koridorda sıkışır. 2040 hedefi, bu hiza kurulmadan bir başlık olarak kalır. Sivil Toplum Örgütlerinin Güçlendirilmesi ve Katılımcı Demokrasi başlığında da aynı eşik geçerlidir.
Buradaki tablo dönemsel bir dalgalanma değildir. Aynı tıkanma hem hakkı kullanan insanın önünü keser hem de kurumun kendi işini görmesini zorlaştırır. Eksik bırakılan her parça, diğer parçanın yükünü büyütür. Mesele tek bir genelgeyle kapanmaz. 2040'ta değişmesi istenen düzen, bugün adı konmayan bir tıkanmanın üzerine kurulamaz. Sivil Toplum Örgütlerinin Güçlendirilmesi ve Katılımcı Demokrasi başlığında da aynı eşik geçerlidir.
Çözüm Önerisi ve 2040 Vizyonu
2040 hedefi; güçlü, bağımsız, şeffaf ve yönetişim süreçlerinin merkezinde yer alan bir sivil toplum ekosistemidir. STK'lar, kamu hizmetlerinin denetleyicisi ve alternatif politika üreticisi olarak kabul edilmelidir.
Sivil toplumun finansal sürdürülebilirliği desteklenmeli, vatandaşların gönüllü katılımı özendirilmeli ve yasa yapım süreçlerinde STK'ların katılımı anayasal ve yasal bir zorunluluk haline getirilmelidir.
Önerilen yön, bugünkü işleyişe küçük bir yama değildir. Yetki, teşvik ve sorumluluk aynı hedefe bağlanmalıdır. Aksi halde 2040, mevcut düzenin yanında bir dilek olarak durur. Vizyon, kurumların günlük işine girmediği sürece rapor dili olarak kalır. Çözüm, bir sonraki ilk işlerle birlikte anlam kazanır. Sivil Toplum Örgütlerinin Güçlendirilmesi ve Katılımcı Demokrasi başlığında da aynı eşik geçerlidir.
2040 burada uzak bir afiş değildir. İşleyişin, teşvikin ve denetimin değişmiş halinin adıdır. O hal, bugünkü alışkanlık aynı kaldıkça kendiliğinden gelmez. Çözüm, kimin neyi neden değiştireceğini tarif eder. Tarif, ilk adımda sınanmazsa yeniden bir niyet olarak kalır. Sivil Toplum Örgütlerinin Güçlendirilmesi ve Katılımcı Demokrasi başlığında da aynı eşik geçerlidir.
Uygulanabilir İlk Adım
Sivil Toplum Kanunu reforme edilerek örgütlenme özgürlüğünü kısıtlayan bürokratik engeller kaldırılmalıdır. Vatandaşların verdiıkları vergilerin %1'ini diledikleri şeffaf STK'ya aktarabilmelerini sağlayan "Vergi Paylaşım Modeli" yürürlüğe konmalıdır.
TBMM ve belediye komisyonlarında ilgili STK'ların katılımı ve görüş bildirmesi zorunlu kılınmalıdır. Sivil toplum kuruluşları için şeffaf, bağımsız kurullarca yönetilen "Ulusal Sivil Toplum Destek Fonu" oluşturulmalıdır.
İlk adım, büyük hedefi ertelemeyen işleri ayırır. Duyuru yetmez. İşin sahibi, sırası ve gündelik idareye yazılması gerekir. Küçük görünen bir başlangıç, hedefi denenebilir kılar. İlk iş yapılmadan sorun tanımı da 2040 cümlesi de yerinde sayar. Sivil Toplum Örgütlerinin Güçlendirilmesi ve Katılımcı Demokrasi başlığında da aynı eşik geçerlidir.
Uygulanabilirlik, her şeyi bir günde bitirmek değildir. Sıradaki işlerden başlamak, hedefi soyutluktan çıkarmak demektir. Her işin bir sahibi ve izlenebilir bir karşılığı olmalıdır. Karşılığı olmayan madde listeyi uzatır ama hayatı değiştirmez. İlk adım, sonraki yılların hesabını da mümkün kılar. Sivil Toplum Örgütlerinin Güçlendirilmesi ve Katılımcı Demokrasi başlığında da aynı eşik geçerlidir.