İçeriğe geç
Senin Sesin

Soğuk Suda Yüzmek ve Motivasyonun Küçük Adımları

Motivasyonun büyük bir sıçrama değil, soğuk bir gölde atılan ilk küçük adım olduğunu düşünüyorum. Kendi deneyimimden yola çıkarak, umutsuzluğa kapıldığımız anlarda bile harekete geçmenin mümkün olduğunu anlatıyorum.

İlayda Sarıgül 4 dk okuma

Kampüste geçen uzun bir günün ardından eve dönerken, haber akışında gördüğüm bir görüntü zihnime kazındı: Bursa'da İznik Gölü kıyısında, soğuk havaya rağmen dalgaların arasında yüzen insanlar. Üşüyerek izledim onları. İçimden 'Bu soğukta yüzülür mü?' dedim. Ama sonra düşündüm: O insanlar muhtemelen 'Bugün yüzeceğim' diye büyük bir karar almadılar. Belki sadece kıyıya gittiler, ayağını suya soktular, sonra bir kulaç attılar. İşte motivasyonun sırrı da bu olabilir miydi?

Sorunun Tanımı

Ben, motivasyonu bekleyenlerdenim. Uzun süredir öyleydim. Sınavlara çalışmak için 'doğru anı', projelere başlamak için 'ilhamı', iş başvuruları için 'güveni' bekledim. Sonuç? Çoğu zaman beklemekle geçti. Bir arkadaşımın dediği gibi değil ama kendi içimde sürekli bir erteleme döngüsü vardı. Bu döngü, aslında hepimizin bildiği bir sorun: Motivasyon, harekete geçmeden önce gelmiyor; hareket ettikten sonra geliyor. Ama biz tersini sanıyoruz. Önce istek duymalı, sonra yapmalıyız zannediyoruz. Oysa çoğu zaman istek, yapmaya başladıktan sonra filizleniyor.

Bu sorunun büyüklüğü, sadece kişisel bir tembellik meselesi değil. Etrafıma baktığımda, birçok gencin aynı kısır döngüde olduğunu görüyorum. Staj başvuruları erteleniyor, dil kursları yarıda kalıyor, proje fikirleri taslakta bekliyor. Hepimiz bir türlü başlayamıyoruz. Bunun altında yatan korku büyük: Başarısız olma korkusu, yetersiz hissetme korkusu, 'ya olmazsa' kaygısı. Bu kaygı, bizi hareketsizliğe itiyor. Oysa başarısızlık, aslında bir sonuç değil, bir geri bildirim. Ama biz bunu göremiyoruz. Çünkü toplum olarak mükemmeliyetçiliği ödüllendiriyoruz; denemeyi değil. Bu yüzden, ilk adımı atmak, her geçen gün daha da zorlaşıyor.

Bir de şu var: Motivasyonu dışsal faktörlere bağlıyoruz. Hava güzel olmalı, haberler iyi olmalı, ekonomi düzelmeli, önce şu sorun çözülmeli... Oysa hayat hiçbir zaman 'tamamen hazır' olmuyor. İznik Gölü'nde yüzenler, belki de bugün hava güzel diye değil, suyun soğukluğuna rağmen yüzdüler. Soğuk, onlar için bir engel değil, deneyimin bir parçasıydı. Bizim için de zorluklar, hayatın bir parçası. Motivasyonu beklemek, havanın ısınmasını beklemek gibi. Oysa biz, soğuk suda yüzmeyi öğrenmeliyiz.

Çözüm ve 2040

Peki, bu kısır döngüden nasıl çıkacağız? Bence çözüm, motivasyonu beklemek yerine, onu küçük adımlarla inşa etmek. 2040'a geldiğimizde, bugünkü 'motivasyon bekleyen' neslin, harekete geçen bir nesle dönüşmesini hayal ediyorum. Bunun için de şu an yapmamız gereken şey, büyük hedefleri küçük parçalara bölmek. Bir projeye başlamak için 'tam bir fikir' beklemek yerine, fikrin çirkin bir taslağıyla başlayabiliriz. Bir iş başvurusu için 'mükemmel bir CV' hazırlamak yerine, mevcut haliyle bir taslak oluşturup gönderebiliriz. Bir sınava çalışmak için 'tüm konulara hakim olmayı' beklemek yerine, sadece ilk konuyu açıp okuyabiliriz.

Bu yaklaşım, aslında bir tür 'eylem odaklı motivasyon' yaratıyor. İlk adımı attığınızda, beyniniz size bir ödül veriyor: 'Bak, yapabiliyorsun!' Bu ödül, sizi ikinci adıma itiyor. İkinci adım, üçüncüyü getiriyor. Bir süre sonra, motivasyon diye bir şeye ihtiyacınız kalmıyor; çünkü hareketin kendisi sizi besliyor. Bu, tıpkı soğuk suya girmek gibi. İlk temas zor, ama vücudunuz suya alıştığında, aslında keyif almaya başlıyorsunuz. Yüzmek, artık bir zorunluluk değil, bir keyif haline geliyor.

2040'ta, Türkiye'de gençlerin daha girişimci, daha üretken ve daha umutlu olmasını istiyorum. Bunun için de bugünkü küçük adımların büyük bir dalgaya dönüşeceğine inanıyorum. Örneğin, bir genç bugün bir kod yazmaya başlarsa, 2040'ta belki de kendi teknoloji şirketini kurmuş olacak. Bir genç bugün bir topluluk kurarsa, 2040'ta belki de binlerce gence ilham verecek. Bu değişim, büyük bir devrimle değil, her birimizin küçük ama kararlı adımlarıyla gerçekleşecek. Motivasyon, bir hedef değil; bir yolculuk. Ve bu yolculuğun ilk adımı, bugün atılabilir.

Bu vizyonun gerçekleşmesi için, sadece bireysel çaba yeterli değil. Toplum olarak da gençlerin deneme yanılma sürecine daha hoşgörülü yaklaşmamız gerekiyor. Başarısızlığı bir utanç kaynağı olarak görmek yerine, bir öğrenme fırsatı olarak kabul etmeliyiz. Aileler, öğretmenler ve işverenler, gençlerin ilk adımlarını desteklemeli, onları cesaretlendirmeli. Bir gencin 'başarısız' bir projesi, aslında onun gelecekteki başarısının temelidir. Bu anlayış, 2040'ta daha yenilikçi ve dirençli bir toplum yaratacaktır.

Uygulanabilir İlk Adım

Şimdi, tüm bu düşüncelerden sonra, bugün yapabileceğimiz somut bir ilk adım var. Bence bu, 'beş dakika kuralı' olabilir. Bir işe başlamak için motivasyon bulamıyorsanız, kendinize sadece beş dakika ayırın. Beş dakika boyunca o işle ilgilenin. Bir makale yazacaksanız, sadece ilk paragrafı yazın. Bir proje üzerinde çalışacaksanız, sadece ilk slaytı hazırlayın. Bir dile başlayacaksanız, sadece ilk kelimeyi öğrenin. Bu beş dakika, sizi harekete geçirecek ve çoğu zaman beş dakikanın ötesine geçeceksiniz. Çünkü başlamak, en zor kısımdır; gerisi akar gider.

Kendi deneyimimden biliyorum. Geçen hafta, bu yazıyı yazmak için bile motivasyon bulamıyordum. Bilgisayarımı açtım, boş bir sayfaya baktım. Sonra kendime dedim ki: 'Sadece beş dakika yaz, sonra bırak.' İlk cümleyi yazdım, sonra ikinciyi, sonra üçüncüyü... Bir saat sonra, hâlâ yazıyordum. Motivasyon, yazdıkça geldi. Bu, herkes için geçerli. Bugün, bu yazıyı okuduktan sonra, kendinize bir iş seçin ve sadece beş dakikanızı ona ayırın. Bu, bir ödev olabilir, bir iş başvurusu olabilir, bir spor aktivitesi olabilir. İlk küçük adımı atın. Soğuk suya girin. Dalgaların arasında yüzün. Gerisi gelecektir.

Unutmayın, motivasyon bir hediye değil, bir inşa sürecidir. Onu beklemek yerine, onu yaratabilirsiniz. İlk adımı attığınızda, aslında kendi motivasyonunuzu da yaratmış olursunuz. Bu, hem bugününüzü hem de 2040'taki geleceğinizi şekillendirir. O yüzden, şimdi kalkın ve o beş dakikayı başlatın. İznik Gölü'ndeki yüzücüler gibi, soğuktan korkmayın; suya girin. Çünkü asıl pişmanlık, hiç denememek olacaktır.