Deprem ve Doğal Afetlere Karşı Dirençli Kentler ve Toplumsal Hazırlık
Türkiye bir deprem ülkesidir; ancak kentlerimiz afetlere karşı son derece kırılgandır.
Sorunun Tanımı
Türkiye bir deprem ülkesidir; ancak kentlerimiz afetlere karşı son derece kırılgandır. Kaçak yapılaşma, imar afları, denetimsiz müteahhitlik sistemi ve yetersiz kentsel dönüşüm politikaları nedeniyle milyonlarca insan mühendislik hizmeti almamış tabut binalarda yaşamaktadır.
Afet yönetimi kurumu AFAD'ın liyakatsiz kadrolar ve hantal bürokrasi ile sevk ve idare edilmesi, afet anında ve sonrasında arama-kurtarma, yardım ve geçici barınma organizasyonlarında devasa zafiyetlere yol açmaktadır.
Buradaki tablo dönemsel bir dalgalanma değildir. Aynı tıkanma hem hakkı kullanan insanın önünü keser hem de kurumun kendi işini görmesini zorlaştırır. Eksik bırakılan her parça, diğer parçanın yükünü büyütür. Mesele tek bir genelgeyle kapanmaz. 2040'ta değişmesi istenen düzen, bugün adı konmayan bir tıkanmanın üzerine kurulamaz. Deprem ve Doğal Afetlere Karşı Dirençli Kentler ve Toplumsal Hazırlık başlığında da aynı eşik geçerlidir.
Ağırlık, başlıklardan birini seçip diğerini ertelemekle azalmaz. İşleyiş, teşvik ve denetim birbirini beslemediğinde açık büyür. Bu açık zamanla kanıksanır ve geçici bir aksaklık gibi anlatılır. Oysa tıkanma yapısalıdır. Yapısal olan, ancak işleyiş değişince geriler. 2040 hedefi de bu gerilemenin adıdır. Deprem ve Doğal Afetlere Karşı Dirençli Kentler ve Toplumsal Hazırlık başlığında da aynı eşik geçerlidir.
Çözüm Önerisi ve 2040 Vizyonu
2040 hedefi; 9.0 büyüklüğündeki bir depremde dahi can kaybı vermeyen, altyapısı ve üst yapısı tam dirençli "Güvenli Şehirler" inşa etmektir. Kentsel dönüşüm rant odaklı değil, insan hayatı odaklı yürütülmelidir.
Afet yönetimi; merkeziyetçi yapıdan çıkarılıp yerel yönetimlerin, sivil toplumun ve ordu imkanlarının anında entegre olduğu çevik, dijital ve mahalle odaklı bir organizasyona dönüştürülmelidir.
2040 burada uzak bir afiş değildir. İşleyişin, teşvikin ve denetimin değişmiş halinin adıdır. O hal, bugünkü alışkanlık aynı kaldıkça kendiliğinden gelmez. Çözüm, kimin neyi neden değiştireceğini tarif eder. Tarif, ilk adımda sınanmazsa yeniden bir niyet olarak kalır. Deprem ve Doğal Afetlere Karşı Dirençli Kentler ve Toplumsal Hazırlık başlığında da aynı eşik geçerlidir.
Yönelim, sorunu daha güzel anlatmak için değil, başka türlü işlemek için kurulur. Kaynak, kural ve yetki eski yerinde durursa sonuç da eski yerinde kalır. Hedef, bu üçlünün yerini değiştirmektir. Değişim bir sloganla değil, kurumun kendi takviminde görünür. Deprem ve Doğal Afetlere Karşı Dirençli Kentler ve Toplumsal Hazırlık başlığında da aynı eşik geçerlidir.
Uygulanabilir İlk Adım
İmar Afları anayasal olarak tamamen yasaklanmalı ve imar suçları ağır ceza kapsamına alınmalıdır. Tüm binaların "Yapı Kimlik Kartı" çıkarılarak riskli yapılar hızla tespit edilmeli ve dönüştürülmelidir.
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Liyakatli uzman kadrolarla tamamen özerk ve bilimsel bir yapıya kavuşturulmalıdır. Her mahallede afet toplanma alanı, acil yardım konteynerleri ve mahalle arama-kurtarma gönüllü takımları oluşturulmalıdır.
Uygulanabilirlik, her şeyi bir günde bitirmek değildir. Sıradaki işlerden başlamak, hedefi soyutluktan çıkarmak demektir. Her işin bir sahibi ve izlenebilir bir karşılığı olmalıdır. Karşılığı olmayan madde listeyi uzatır ama hayatı değiştirmez. İlk adım, sonraki yılların hesabını da mümkün kılar. Deprem ve Doğal Afetlere Karşı Dirençli Kentler ve Toplumsal Hazırlık başlığında da aynı eşik geçerlidir.
Başlangıç, vizyonu küçültmez. Onu bugünün takvimine indirir. Sorumluluk belirsiz kalırsa iyi tasarlanmış bir öneri de dağılır. İlk işler bu yüzden açık, sınırlı ve denetlenebilir tutulur. Denetlenebilir olan büyür. Denetlenemeyen ise yeniden bir temenniye döner. Deprem ve Doğal Afetlere Karşı Dirençli Kentler ve Toplumsal Hazırlık başlığında da aynı eşik geçerlidir.