İklim Değişikliğine Uyum ve Şehirlerin Afet Dirençliliğinin Artırılması
İklim değişikliğinin etkileri Türkiye'de aşırı hava olayları (ani sağanak yağışlar, seller, dolular, sıcaklık dalgaları) şeklinde şiddetle hissedilmektedir.
Sorunun Tanımı
İklim değişikliğinin etkileri Türkiye'de aşırı hava olayları (ani sağanak yağışlar, seller, dolular, sıcaklık dalgaları) şeklinde şiddetle hissedilmektedir. Kentlerin betonlaşması "kentsel ısı adaları" oluşturmakta, yetersiz ve eski altyapı her ani yağışta şehirlerin sular altında kalmasına yol açmaktadır.
Deprem riskiyle birleşen iklim riskleri, şehirleri devasa bir afet alanı haline getirmekte, can ve mal kayıplarını artırmaktadır.
Bu aksaklıklar birbirinden kopuk şikâyetler değildir. Biri dururken diğeri de yerinde kalır. Kural, kaynak ve gündelik uygulama aynı yöne bakmadıkça iyi niyet sonucu değiştirmez. İnsanlar da kurumlar da aynı dar koridorda sıkışır. 2040 hedefi, bu hiza kurulmadan bir başlık olarak kalır. İklim Değişikliğine Uyum ve Şehirlerin Afet Dirençliliğinin Artırılması başlığında da aynı eşik geçerlidir.
Buradaki tablo dönemsel bir dalgalanma değildir. Aynı tıkanma hem hakkı kullanan insanın önünü keser hem de kurumun kendi işini görmesini zorlaştırır. Eksik bırakılan her parça, diğer parçanın yükünü büyütür. Mesele tek bir genelgeyle kapanmaz. 2040'ta değişmesi istenen düzen, bugün adı konmayan bir tıkanmanın üzerine kurulamaz. İklim Değişikliğine Uyum ve Şehirlerin Afet Dirençliliğinin Artırılması başlığında da aynı eşik geçerlidir.
Çözüm Önerisi ve 2040 Vizyonu
2040 hedefimiz; doğa temelli çözümlerle inşa edilmiş, aşırı hava olaylarına ve depreme karşı tam dirençli "Sünger Şehirler (Sponge Cities)"dir. Yağmur suyunu bir felaket değil kaynak olarak emen, yeşil alanları ve geçirgen yüzeyleri maksimuma çıkarılmış, erken uyarı sistemleriyle donatılmış kentsel yapılar oluşturulmalıdır.
Kent planlaması iklim modellemelerine göre sıfırdan revize edilmelidir.
Önerilen yön, bugünkü işleyişe küçük bir yama değildir. Yetki, teşvik ve sorumluluk aynı hedefe bağlanmalıdır. Aksi halde 2040, mevcut düzenin yanında bir dilek olarak durur. Vizyon, kurumların günlük işine girmediği sürece rapor dili olarak kalır. Çözüm, bir sonraki ilk işlerle birlikte anlam kazanır. İklim Değişikliğine Uyum ve Şehirlerin Afet Dirençliliğinin Artırılması başlığında da aynı eşik geçerlidir.
2040 burada uzak bir afiş değildir. İşleyişin, teşvikin ve denetimin değişmiş halinin adıdır. O hal, bugünkü alışkanlık aynı kaldıkça kendiliğinden gelmez. Çözüm, kimin neyi neden değiştireceğini tarif eder. Tarif, ilk adımda sınanmazsa yeniden bir niyet olarak kalır. İklim Değişikliğine Uyum ve Şehirlerin Afet Dirençliliğinin Artırılması başlığında da aynı eşik geçerlidir.
Uygulanabilir İlk Adım
Şehirlerdeki beton ve asfalt yüzeyler azaltılarak geçirgen kaldırım ve park alanları artırılmalıdır. Binalarda ve kent meydanlarında yağmur suyunu emen "Yeşil Çatılar" ve "Yağmur Bahçeleri" yapılması imar kanununa eklenmelidir.
Derelerin üzeri kapatılamaz kuralı getirilmeli, dere yatakları doğal haline döndürülerek etrafı yeşil koridor yapılmalıdır. Erken Uyarı ve İklim Afet Risk Yönetim Merkezleri kurularak dijital tahliye senaryoları hazırlanmalıdır.
İlk adım, büyük hedefi ertelemeyen işleri ayırır. Duyuru yetmez. İşin sahibi, sırası ve gündelik idareye yazılması gerekir. Küçük görünen bir başlangıç, hedefi denenebilir kılar. İlk iş yapılmadan sorun tanımı da 2040 cümlesi de yerinde sayar. İklim Değişikliğine Uyum ve Şehirlerin Afet Dirençliliğinin Artırılması başlığında da aynı eşik geçerlidir.
Uygulanabilirlik, her şeyi bir günde bitirmek değildir. Sıradaki işlerden başlamak, hedefi soyutluktan çıkarmak demektir. Her işin bir sahibi ve izlenebilir bir karşılığı olmalıdır. Karşılığı olmayan madde listeyi uzatır ama hayatı değiştirmez. İlk adım, sonraki yılların hesabını da mümkün kılar. İklim Değişikliğine Uyum ve Şehirlerin Afet Dirençliliğinin Artırılması başlığında da aynı eşik geçerlidir.