İçeriğe geç
Nasıl Bir Türkiye?

Katılımcı Anayasa Yapım Süreci ve Toplumsal Sözleşme

Yeni.tc Yayın Masası 2 dk okuma

Türkiye'nin mevcut anayasa metni, 1982 askeri darbe ruhunun izlerini taşımakta ve sonrasında yapılan yamalı değişikliklerle tutarsız, vesayetçi ve aşırı merkeziyetçi bir metne dönüşmüştür.

Sorunun Tanımı

Türkiye'nin mevcut anayasa metni, 1982 askeri darbe ruhunun izlerini taşımakta ve sonrasında yapılan yamalı değişikliklerle tutarsız, vesayetçi ve aşırı merkeziyetçi bir metne dönüşmüştür. Son sistem değişikliği ile yürütme organı denetimsiz bir güce kavuşmuş, yargı ve yasama işlevsizleştirilmiştir.

Toplumun farklı kesimlerinin (azınlıklar, gençler, kadınlar, işçiler) hak ve taleplerini kapsayan, geniş toplumsal mutabakata dayalı özgürlükçü bir toplumsal sözleşme eksikliği tırmanan toplumsal gerilimin ana kaynağıdır.

Buradaki tablo dönemsel bir dalgalanma değildir. Aynı tıkanma hem hakkı kullanan insanın önünü keser hem de kurumun kendi işini görmesini zorlaştırır. Eksik bırakılan her parça, diğer parçanın yükünü büyütür. Mesele tek bir genelgeyle kapanmaz. 2040'ta değişmesi istenen düzen, bugün adı konmayan bir tıkanmanın üzerine kurulamaz. Katılımcı Anayasa Yapım Süreci ve Toplumsal Sözleşme başlığında da aynı eşik geçerlidir.

Ağırlık, başlıklardan birini seçip diğerini ertelemekle azalmaz. İşleyiş, teşvik ve denetim birbirini beslemediğinde açık büyür. Bu açık zamanla kanıksanır ve geçici bir aksaklık gibi anlatılır. Oysa tıkanma yapısalıdır. Yapısal olan, ancak işleyiş değişince geriler. 2040 hedefi de bu gerilemenin adıdır. Katılımcı Anayasa Yapım Süreci ve Toplumsal Sözleşme başlığında da aynı eşik geçerlidir.

Çözüm Önerisi ve 2040 Vizyonu

2040 vizyonumuz; toplumun tüm kesimlerinin "İşte Benim Anayasam" diyebildiği, kapsayıcı, özgürlükçü, insan odaklı ve doğayı hak sahibi olarak tanıyan "Yeni ve Demokratik Toplumsal Sözleşme"dir. Anayasa yapım süreci siyasi partilerin pazarlık alanı değil, sivil toplumun, meslek örgütlerinin ve yurttaşların doğrudan katıldığı şeffaf ve katılımcı bir süreçle yürütülmelidir.

2040 burada uzak bir afiş değildir. İşleyişin, teşvikin ve denetimin değişmiş halinin adıdır. O hal, bugünkü alışkanlık aynı kaldıkça kendiliğinden gelmez. Çözüm, kimin neyi neden değiştireceğini tarif eder. Tarif, ilk adımda sınanmazsa yeniden bir niyet olarak kalır. Katılımcı Anayasa Yapım Süreci ve Toplumsal Sözleşme başlığında da aynı eşik geçerlidir.

Yönelim, sorunu daha güzel anlatmak için değil, başka türlü işlemek için kurulur. Kaynak, kural ve yetki eski yerinde durursa sonuç da eski yerinde kalır. Hedef, bu üçlünün yerini değiştirmektir. Değişim bir sloganla değil, kurumun kendi takviminde görünür. Katılımcı Anayasa Yapım Süreci ve Toplumsal Sözleşme başlığında da aynı eşik geçerlidir.

Uygulanabilir İlk Adım

TBMM bünyesinde tüm siyasi partilerin, sivil toplum kuruluşlarının ve yurttaş temsilcilerinin yer alacağı "Anayasa Yapım Meclisi/Komisyonu" oluşturulmalıdır. Dijital katılım platformları aracılığıyla her bir anayasa maddesi halkın görüşüne ve önerisine açılmalıdır.

Yeni Anayasa; insan onurunu, hak ve özgürlükleri, güçler ayrılığını, ekolojik dengeyi ve sosyal devleti sarsılmaz ilkeler olarak teminat altına almalı ve halkoylaması ile kabul edilmelidir.

Uygulanabilirlik, her şeyi bir günde bitirmek değildir. Sıradaki işlerden başlamak, hedefi soyutluktan çıkarmak demektir. Her işin bir sahibi ve izlenebilir bir karşılığı olmalıdır. Karşılığı olmayan madde listeyi uzatır ama hayatı değiştirmez. İlk adım, sonraki yılların hesabını da mümkün kılar. Katılımcı Anayasa Yapım Süreci ve Toplumsal Sözleşme başlığında da aynı eşik geçerlidir.

Başlangıç, vizyonu küçültmez. Onu bugünün takvimine indirir. Sorumluluk belirsiz kalırsa iyi tasarlanmış bir öneri de dağılır. İlk işler bu yüzden açık, sınırlı ve denetlenebilir tutulur. Denetlenebilir olan büyür. Denetlenemeyen ise yeniden bir temenniye döner. Katılımcı Anayasa Yapım Süreci ve Toplumsal Sözleşme başlığında da aynı eşik geçerlidir.

Okumaya devam et