2040’ta Bir Sabah: Uyanmak İstediğimiz Türkiye’nin Üç Sahnesi
Vizyon, slogan değil; evden çıkış, iş ve mahalle sahnesidir. Uzun yazı, gençlerin seçtiği üç karttan ortak bir sabah hikâyesi kurar.
2040 bir yıl olarak uzaktır. Sabah ise yakındır. Uyanmak istediğimiz Türkiye, afişteki bir ülke değil; evden çıkış, ilk iş ve mahalle sahnesidir. Vizyon, bu üç sahne tek cümlede birleşince başlar.
Gençlerin seçtiği kartlar birbirinden farklı olabilir. Biri nitelikli iş der, biri yürünebilir mahalle, biri öğrenmenin kapıda bitmemesi. Ortak sabah, bu kartları yarıştırmak zorunda değildir. Aynı günde nasıl yan yana duracaklarını anlatır.
Evden çıkış sahnesi: kapıdan okula, atölyeye veya ortak çalışma alanına giden yol karanlık, pahalı ve tek seçenekli değildir. İş sahnesi: ilk teslim, diplomanın arkasına gizlenmez; genç ne yaptığını gösterebilir. Mahalle sahnesi: kütüphane, spor, sahne veya meclis, yalnızca büyükşehirde değil, ilçede de bir saate sahiptir.
Bu hikâye kimsenin yerine oy kullanmaz ve kimsenin kartını sayıp ilan etmez. Kart seçmek, bir anket sonucunu uydurmak için değildir. Kart, sohbetin malzemesidir. Üç kart yan yana gelince genç, ‘benim sabahımda bunlar var mı, yoksa hangisi eksik’ diye sorar.
Eksik olan sahne şikâyet olarak duvarda kalmasın. Evden çıkış eksikse on beş dakikalık rota konuşulsun. İş eksikse mini dosya konuşulsun. Mahalle eksikse tek bir kalem veya tek bir açık saat konuşulsun. 2040, bu küçük sahnenin tekrarıyla kurulur.
Uzun vizyon, kısa adımı küçümsemez. Uyanmak istediğimiz sabah, bugün tarif edilmeyen bir sabah olarak kalır. Tarif edilirse ise kuşağın ortak metni olur.
Bu metin bir Yeni.tc vizyon yazısıdır. Olay haberi değildir; bir gencin, bir okulun veya bir ilçe masasının ertesi güne koyabileceği soruyu ve ilk adımı çerçeveler.