İçeriğe geç
Nasıl Bir Türkiye?

Gitmek mi, Kalmak mı? Asıl Soru, Nasıl Bir Türkiye Bırakıyoruz

Beyin göçü bir suçlama değil, koşullar değişince yeniden kurulan bir tercihtir. Makale, kalan ve giden gençlerin ortak talebini çözüm cümlelerine çevirir.

Yeni.tc Yayın Masası 1 dk okuma

Gitmek ile kalmak, birinin erdem diğerinin kusur olduğu bir mahkeme değildir. Genç, koşullar değişince tercihini yeniden kurar. Asıl soru ‘neden bizi bırakıyorsun’ değildir. Asıl soru, gidenin de kalanın da nasıl bir Türkiye bıraktığımızdır.

Kalan genç, ilçede ilk iş, açık stüdyo, yürünebilir akşam ve söz hakkı ister. Giden genç, gittiği yerde bunları bulduğu için kalır; memlekette de aynı kapıyı arar. İki talebin ortak cümlesi vardır: emek görünsün, kapı utandırmasın, mahalle yalnızca büyükşehirde kurulmasın.

Suçlama, koşulları değiştirmez. ‘Gidenler vatanını sevmiyor’ demek, kalanın yükünü de artırır. Çözüm cümlesi daha sadedir. Uzaktan çalışılacak bir masa. Doğrulanan bir staj dosyası. İlçede biten bir kültür işi. Kampüste ulaşılabilen bir destek kapısı. Bunlar varsa gitmek bir kopuş, kalmak bir mahkûmiyet olmaktan çıkar.

Bırakılan Türkiye, nutukla değil, bir sonrakine devredilen imkanla ölçülür. Bir ağabeyin veya ablaların mini dosyası, arkadan gelene yol gösterir. Bir meclis kalemi, gitmiş olanın da uzaktan fikrini yazabileceği bir sayfa açar. Bağ, sınırda bitmek zorunda değildir.

Bu makale kimseye ‘kal’ emri vermez. Tercihi ciddiye alır ve tercihin dayandığı koşulları yazıya döker. Koşul değişince hem gidenin dönüşü hem kalanın nefesi kolaylaşır. Değişmezse slogan, valizden ağır gelir.

Bu metin bir Yeni.tc vizyon yazısıdır. Olay haberi değildir; bir gencin, bir okulun veya bir ilçe masasının ertesi güne koyabileceği soruyu ve ilk adımı çerçeveler.

Okumaya devam et